TÂCÛ’L-ÂRİFÎN SEYYÎD EBÛ’L-VEFÂ ŞECERESİ ŞEYH AHMED DEDE OCAĞI’NIN BİLİNEN EN ESKİ ŞECERESİ (HİCRÎ 829/MİLÂDÎ 1427)


Şeyh Mahmud Dede  (Elazığ Baskil Şeyh Hasan Köyü)
Şeyh Mahmud Dede (Elazığ Baskil Şeyh Hasan Köyü)

Rahman Rahim Allah’ın Adıyla ‘Ve öyle bir mâbuttur o ki; bir katre sudan insanı yaratmış ve ona ana-baba tarafından soysop, karı-koca tarafından akrabalık vermiştir ve Rabbinin, her şeye gücü yeter.’ (25/elFurkan/54)

 

Hamd Allah'a mahsustur ki övenler onu hakkıyla övemezler, sayıcılar nimetlerini sayamazlar, çalışıp çabalayanlar hakkını eda edemezler. Yüce himmetler O'nu idrak edemez, akıl-zekâ denizine dalanlar O'na erişemez. O'nun sıfatlarının belli bir sınırı yoktur. Bir vasfı mevcut değildir. Sayılı bir vakti, uzatılmış, bir süresi yoktur. Yarattıklarını kudretiyle yaratmış, rüzgârları rahmetiyle estirmiş ve yarattığı yeryüzünü kayalarla perçinlemiştir.

 

Dinin evveli O'nu tanımak, O'nu tanımanın kemali O'nu tasdik etmek, O'nu tasdik etmenin kemali O'nu bir bilmek, O'nu bir bilmenin kemali, O'na karşı ihlâslı olmaktır. O'na karşı ihlâslı olmanın kemali, O'ndan sıfatları nefyetmektir. Zira her sıfat mevsuftan (sıfat sahibinden) ayrıdır. Hakeza her mevsuf da sıfattan ayrıdır.

 

Dolayısıyla Allah'ı tavsif eden O'nu başkasına eşlemiş olur. O'nu eşleyen O'nu ikilemiş olur. O'nu ikileyen O'nu tecezzi etmiş (cüzleri ayırmış) olur. O'nu tecziye eden O'nu tanımamış olur. O'nu tanımayan O'na işaret eder.

 

O'na işaret eden O'nu sınırlamış, mahdut kılmış olur. O'nu mahdut kılan O'nu saymış olur. "Neyin içindedir?" diyen O'nu bir şeyde sanır.

 

Allah sonradan olmaksızın vardır. Mevcuttur; yokluğu tatmaksızın. Her şey iledir; eşleşmeksizin. Her şeyden başkadır; ayrılmaksızın. O yapıcıdır, bir alete ihtiyaç duymadan. Rüzgâra, çağıldayan suyu altüst etmesini ve denizleri dalgalandırmasını emretmiştir. Böylece rüzgâr suyu bardakta çalkalanırcasına çalkalayıp göğe fırlatmıştır. Başı sonuna geldi, durgunu harekete geçti. Sonunda böylesine evire çevire su kabardı ve birikintisi köpük verdi. Bunu yarıkları olan ve açık-geniş bir havanın içine kaldırdı. Böylece yedi kat gök oluştu

 

Alt tabakasını durgun bir dalga, üst tabakasını dayandığı bir direk ve düzgün durmasını sağlayan çiviler olmaksızın sağlam-korunmuş ve yüksek bir tavan kıldı. Sonra onu gezegenlerle ve ışıldayan yıldızlarla süsledi. Bunlar arasında ışıldayan bir kandili (güneş) ve nurlu bir ayı; dönegelen bir mecrada, hareketli bir tavanda ve hedefli bir çizgide hareket ettirmektedir.

 

Sonra münezzeh Allah yerin sarpından ve yumuşağından, tatlısından ve tuzlusundan toprakları bir araya topladı, suyla karıştırıp halis bir kıvama getirdi. Nemlendirerek yapışkan hale getirdi. Bundan yönleri, ilişik yerleri, organları ve bölümleri olan bir suret (beti) yarattı. Pekleşinceye kadar kurutmuş, belli ve sınırlı bir süre sıklaştırmıştır. Sonra O'na ruhundan üfleyince kendini idare edecek zihni, tasarrufta bulunduğu fikirleri, hak ile batılı, tatları,kokuları, renkleri ve türleri ayıran bir bilgisi olan bir insan oluverdi. Ayrı renklerdeki topraklarla yoğruldu. Benzer ve zıtlarla birleşik hale getirildi. Soğuk-sıcak yaş ve kuru farklı unsurları ile yoğruldu. Allah yaratanların en güzeli değil midir? Salât ve Selâm Hz. Muhammed’in üzerine olsun.

 

Bu nesep; Şeyh Mahmud b. Şeyh el-Merhum es-Salih zahid, takva ehli, muhakkık, müridlerin öncüsü, Seyyîdimiz, Şeyhimiz Tâcû’l-Ârifîn Seyyîd Ebü’l-Vefâ (Allah Ruhunu takdis eylesin, kabrini nurlandırsın, bize ve bütün sevenlerinin üstüne bereketini yağdırsın)ın nesebidir.

 

Söz konusu bu fâkirin (Dervîş/Sûfî) dedesi Tâcû’l-Ârifîn Seyyîd Ebü’l-Vefa’nın torunu cümlesinden ve onun meclisinde bulunanlardan hoşnutluğunu talep edenlerden, Şeyh Ahmed el-Cemî’dir.

 

Hz. Mevla es-Seyyid el-Azam Sultanu’s-Sâdât ve’l-Eşrâf, Nesebu’l-Ethar, (lütuflarını yayan ve Masum İmamların yolunu takip eden mutlak olarak görüşleri bulunan, El- Murteza’l-azam (en yüce razı olunan) Zeynû’l Mille ve’l-ğavf (Dinin ve Allah’tan korkanların süsü) Ali elVefâî (Allah bereketini daim eylesin onun üzerine salat ve selam olsun) yüce kemaller sahibidir. Şeyh Mahmut’a ait bu nesep sırların ve burhanların ashabının ileri gelenlerinden olduğu bilinsin diye yazılmıştır.

 

Şeyh Mahmûd b. Şeyh es-Saîd el-Merhûm Zeynüddîn b. Şeyh es-Saîd el-Merhum İsa b. Şeyh es-Saîd el-Merhûm Mahmûd b. Şeyh Merhûm Mûsâ b. Şeyh el-Merhûm Bahâüddîn b. Şeyh es-Saîd el-Merhûm İzzüddîn b. Şeyh es-Saîd el-Merhum Şeyh Huseyin b. Şeyh es-Saîd el-Merhûm Şeyh Ahmed el-Cemî (Ki Allah Ruhunu ve Soyunu Takdis eylesin, O Kırk Meşâyîhdendir.)

 

Bu Kırk Meşâyîh, Mevlây Seyyîd İmam Tâcû’l-Ârifîn Seyyîd Ebü’l-Vefâ’nın talebeleridir.

 

Bu nesebi Şeyh Yahyâ es-Sarsarî (Allah’ın Rahmeti Onun üzerine olsun), Tâcû’l-Ârifîn esSeyyîd Ebû’l-Vefâ’nın meclisinin bağlıları ve O’nun talebeleri ilimlerinden yararlanıp kaleme alan ashâbından rivâyet etmiştir.

 

Ashâbı ise şunlardır: Şeyh Ali b. Hiytî, Şeyh Mazhar en-Necdî, Şeyh Abdurrahman Tafsuncî, Şeyh Abdussemi el-Kûreşî, eş-Şeyh el-Hunebâ, Şeyh Macid el-Kervî, Şeyh Abduddeylemî, Şeyh Ramazân el-Mecnûn, Şeyh Mahmud el-Baklî, Şeyh Selmân elBadrâvî, Şeyh Ali Üstâd, Şeyh Abdülmahmud el-Keyyâl, Şeyh Temîm, Şeyh Ali b. el-Asfâr, Şeyh Hâkîr, Şeyh Ali el-Hudâvî, Şeyh İkbal, Şeyh Ebü’l-Bedîr el-Behendî, Şeyh Bavlin, Şeyh Muhammed et-Türkmânî, Şeyh Ebû Bekir el-Yetî, Şeyh Şihâbüddîn İbn Akîl, Şeyh İbrahim el-Arab, Şeyh Ebü’l-İzz el-Kalânisî, Şeyh Alân el-Vasıtî, Şeyh Ebü’l-Abbâs, Şeyh Ali Bahtiyar, Şeyh Mekkî el-Vâsıtî, Şeyh İbrâhîm el-Haddâd, Şeyh Asker el-Şûlî, Şeyh Huseyin er-Râî, Şeyh Ebü’l-Hadîd, Şeyh Receb el-Vâsıtî, Şeyh Muhammed Zekî, Şeyh Hamid esSûfî, Şeyh Ahmed Sakûl, Şeyh Ali el-Ğârî, Şeyh Ahmed el-Cemî ki ismi geçen müşarün ileyh Şeyh Mahmud’un dedesidir, Şeyh Sâid er-Rûmî, Şeyh Receb el-Vasiyyî, Şeyh Ma’tuk er-Rumî.

 

Ve Mevlây Seyyîd Ebû’l-Vefâ –kuddise sırruhu-’un nesebi: Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Zeyd b. Ali b. el-Hasan el-A’rîzu’l-Ekber b. Zeyd b. Zeynû’l-Âbidîn b. el-Huseyn b. Ali b. Ebî b. Talib –aleyhi’s-selâm-Hazreti Muhammed Mustafa Peygamber’in nesebine gelince ise: Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib b. Haşim b. Abdümenaf b. Kusay b. Kilâb b. Mürre b. Ka’b b. Lüey b. Gâlib b. Fihr b. Mâlik b. Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizâr b. Re’s b. Adnân b. Üdd b. Uded b. Yesa’ b. el-Hemeysa’ b. Selemân b. en-Nebet bin Cemel bin Kaydâr bin İsmâîl b. İbrâhîm el-Halîl aleyhi’s-selâm bin Azer b. Nahûr b. Şarûh b. Gayer b. Râgû b. Faleh b. Ğaber (as) b. Şareh b. Erfahşez b. Masreh b. Sam b. Nûh aleyhi’s-selâm b. Muttuşaleh b. Ahneh (ki bu Zat Hz. İdris’tir) b. Yared b. Mehlayîl b. Kaynân b. Yaneş b. Şis b. Adem Ebü’l-Beşer aleyhi’s-selâm

 

Bu belge hicretin sekizyüzyirmidokuzuncu (HİCRÎ 829/MİLÂDÎ 1427) yılının başlarında Muharrem ayında yazılmıştır

 

Bunlar es-Seyyid el-Hac Emir Ali evlatlarındandır;

Seyyid Muhammed Ali, …………

Eş-Şeyh Tacûddin, es-Seyyid Musa el-Vefai, Seyyid Zeynul Abidin el-Vefai, Seyyid Abdulkadir el-Vefai,

Seyyid İzzeddin el-Vefai, Seyyid Hac Ali el-Vefai, Seyyid el-Hac Gamr el-Vefai

Seyyid Muhammed el-Vefai evlatlarından, Seyyid Müşrif,

Seyyid Hüseyin el-Vefai, Seyyid Muhammed Hatti

 

Bu belgenin yazımına tanık olanlar:

 

Seyyîd Muhammed eş-Şemakî.

Hadimul Meşayih Mezkûr Muhammed Şeyh Ali el Vasiti el Vefai.

Eş-Şeyh Muhammed Nazır Ebubekir el-Vefai.

Eş-Şeyh İbrahim ibn Şeyh Muhammed el-Vefai.

Eş-Şeyh Receb ibn Şeyh Ramazan el-Vefai.

 

Belgenin yan kısmındaki şahitlerin ismi:

 

Bu neseb-i şerîf benim yanımda sabittir, Allahu Te’ala’nın fakir kulu es-Seyyid Şihabûddîn Ahmed –Allah sırrını aziz etsin

 

Bu neseb-i şerîf benim yanımda sabittir, Allahu Te’ala’nın fakir kulu es-Seyyid Husâmeddîn Huseyin –Allah sırrını aziz etsin


Paylaş

Comments: 0

Yazarlar/Site Yöneticileri

Mehmet Yıldırım           Ayhan Aydın              Volkan Doğan               Akar Güneş               Umut Gürses             Can Ali Çelik

Paylaş