Yol,Erkan ve Inanç Kavramları

 

Yol ve erkân kavramları Alevilik’te sık sık kullanılır. Burada yol, Arapça’dan gelen tarik ve tarikat’la eşanlamlı değil. Bu anlamda Alevilik ne bir tarikat  ne de herhangi bir mezhep anlamına gelir. Yedi Ulu’dan biri olan Nesimi, inancını tanımlarken şöyle söyler:

 

Sorma behey softa mezhebimizi

Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır

Çağırma meclis-i riyaya bizi

Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır

 

Yol, burada bir inanç sistemi olarak Aleviliği ifade eder. Bununla birlikte yol, yani Alevilik, sıradan bir niteleme, “Alevi’yim” deyip geçilecek bir söz de değil. Onun da uyulması, eksiksizce  yerine getirilmesi gereken kural ve töreleri var. Örneğin Nesimi aynı şiirinin devamında, söz konusu yol’un bazı özelliklerini de sıralar:

 

 

Biz müfti bilmeyiz fetva bilmeyiz

Kıyl ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz

Hakikat bahsinde hata bilmeyiz

Şah-ı Merdan gibi Ulumuz vardır

 

Bizlerden bekleme züht ü ibadet

Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet

Tevella olmaktır bize alamet

Sanma ki sağımız solumuz vardır

 

Ey zahid surete tapma hakkı bul

Şah-ı Velayet’e olmuşuz hep kul

Hakikat şehrinden geçer bize yol

Başka şey bilmeyiz  Ali’miz vardır

 

Nesimi esrarı faşetme sakın

Ne bilsin ham ervah likasın Hakk’ın

Hakk’ı bilmeyene Hak olmaz yakın

Bizim Hak katında elimiz vardır

 

"Hakk-Muhammed-Ali Yolu" bir din mi,bir mezhep mi,bir tarikat mıdır?

 

Gerek Dede ve Babalar, gerekse şair ve düşünürlerimiz olsun zaman zaman farklı  nitelemeler yapmış, değişik gibi görünen  adlandırmalar  ileri sürmüşler. Ancak durum; tarihsel ve inançsal gelişimin ışığında dikkatle incelendiğinde, birbirlerinden farklı şeylen söylemedikleri,  aynı kişilerin bazen birini bazen ötekini kullanmaktan sakınma gereği duymadıkları açıkça görülür.  İlk bakışta karmaşık gibi görünen bu durumun, esasta aynı yaklaşım ve düşünüş tarzının bir yansıması olduğu söylenebilir.

 

Sözün gidişine göre “Caferiyim Caferi” diye dörtlüklerini sonlayan şairlere  de rastlanılır,  “Yol Muhammed-Ali’nindir” diyenler de var. Yine; “Sorma behey softa mezhebimizi/Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır” diyen Nesimi gibileri de görülür.

 

Bununla birlikte İmam Cafer-i Sadık’ın hiçbir zaman mezhep kurmadığı, hatta ondan etkilenen öğrencileri   İbni Hanbel ve Azam’ın da hocalarının yolundan giderek, mezhep kurmak istemedikleri, bunun İslam’a nifak sokmak anlamına geldiğini önesürdükleri, bu yüzden de dayak ve hapis cezalarına çarptırılmayı göze aldıkları söylenir.

 

Kısaca belirtmek gerekirse “Hak-Muhammed-Ali Yolu” belirlemesinden;  bir yanıyla “Halis-muhlis İslam”biçiminde yapılan algılamayı, diğer yanıyla gelmiş geçmiş tüm diğer inançları kendi bünyesinde sentezleştiren, insanlığın en iyi ve en olumlu değerlerine sahip çıkan,  bir büyük yaklaşımı, evrensel düşünüş tarzını  anlamak gerekmektedir.

 

Erkân ise inanç ve ibadetin ortaya konulması ve gerçekleştirilmesi bakımından uyulması  gereken “düzen ve kurallar”ı ifade eder. Her inanç ve ibadetin gereklerinin yerine getirilebilmesi, yapılacakların  belirli bir öncelik ve sonralık sırasına konulmasını, nasıl yapılacağına ilişkin kuralların belirlenmesini ve ritüellerin buna göre ve de düzenli bir biçimde yürütülmesini zorunlu kılar. Dikkat edilirse bu işin pratikteki yansıması uygulama ile ilintilidir. Bu nedenle “Erkân”, bir inanç sisteminin bütününü değil, ibadet ve uygulama gibi belirli bir kesitini kapsar. “Erkâname” kavramı ise tüm bu kural ve düzenlemeleri içinde toplayan, bu anlamda yol gösteren bir düzenlemedir.  Görüldüğü gibi dinlerin ve mezheplerin “Erkânname” leri yoktur, sadece tarikatların  vardır.  Nitekim  Aleviliğin değil, Hacı Bektaş Veli’nin Hakka yürümesinden çok sonra ve Alevilik çerçevesi içinde  kurulmuş olan Bektaşilik tarikatımızın “Erkânname”si  vardır.

 

Mustafa Düzgün Dede


Paylaş

Write a comment

Comments: 0

Yazarlar/Site Yöneticileri

Mehmet Yıldırım           Ayhan Aydın              Volkan Doğan               Akar Güneş               Umut Gürses             Can Ali Çelik

Paylaş