Âşık Mücrimî Dede

 

Asıl adı Çolak Mehmet olan Âşık Mücrimî Dede , 1882 yılında Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Karaterzi Köyü'nde dünyaya geldi. Seyyîd Ebûl Vefâ Tâcûl Ârifîn evlâdından Seyyîd Alî Dede'nin oğlu Seyyîd Hasan Dede ile Tame Ana'nın oğludur. İmâm Zeynûl Âbidîn Ocağı'ndan olduğu bilinmektedir. Karaterzi Köyü'ndeki akrabalarında seyyîdlik şeceresi ile aileye ait "Tarîk" denilen yeşil asa mevcuttur. Ayrıca Terzi Koca adlı Seyyîd Ahmed adında bir zatın türbesi bulunmaktadır.

 

Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Kantarma Köyü'nden ve Sultân Sinemîl Ocağı evlâdından Seyyîd Tacim Dede'nin anlattığına göre Âşık Mücrimî'nin 500'e yakın deyişi vardır. Fakat günümüze ulaşan şiirleri oldukça azdır. Çocuk yaşlarda eli yandığı için parmakları birbirine bağlanmış ve bu dönemden sonra lakabı "Çolak Dede" olarak kalmıştır.

 

Çocuklarının anlattıklarına göre İmâm Musa Kâzım evlatlarından bir seyyîd tarafından kendisine "Mücrimî" mahlası verilmiştir. Kur'ân-ı Azimuşşân'a olan muhabbetinden Kur'ân'ı öğrenmiş ve de öğretmiştir.

 

Köyde bir yandan çobanlık yapmış, Ocakzade dedelerin muhabbetlerindede çolak eliyle saz çalıp deyişler söylemeye başlamıştır. Mücrimî, köyünden bir kıza aşık olmuştur, ancak bu kızı çolaklığından ötürü kendisine vermezler. Kendisi de bu sebepten dolayı köyünü terkeder. Birinci Cihan Harbi ve Kurtuluş Savaşı yıllarında, Keferdiz'e (Sakçagözü) yerleşir. Antep Savunmasında oğulları İsmail Hakkı ve Ökkeş Ağalar ile büyük yararlık gösteren, Kılıç Ali'nin büyük destekçisi Hurşit Ağa'nın himayesine girer ve onun vekilliğini yapar. Yörede oldukça ilgi görür ve zamanla halkın ilgisine mazhar olur.

 

Hurşit Ağa, yörenin en büyük ailesinin başıdır ve çok geniş arazilerin sahibidir. Hurşit Ağa'nın yanında vekillik yaptığı dönemlerde Ağa'nın "Su akarken testini doldur, ileride çoluk çocuğuna bakacak varlığın olsun" sözüne karşılık Mücrimî "Ağa ben malı mülkü bırakıpta geldim" diyerek dünya malında gözü olmadığını ifade eder. Karaterzi Köyü'ne çağrılsa da asla geri dönmez. Bu nedenle Mücrimî'nin şiirlerinde "Gurbet" oldukça belirgin bir temadır.

 

Âşık Mücrimî, oğlu Cemal Dede'nin aktardığına göre gençlik yıllarından itibaren divânelere saygı duyan ama Şâh-Padişâh tanımaz bir dünya görüşüne sahiptir. Atışmayı çok seven bir âşıktır. Kureyşân Ocağı'ndan Davut Sularî ile atışması meşhur olmuştur.

Kayseri'nin İncemağara Köyü'nde medfun olan Şeyh Hasanlı Kangozâde Cafer Baba, Âşık Mücrimî'nin saygı duyduğu kişidir ve kendisi hakkında "Allah (c.c.) bana dünyada dost olarak Cafer'i vermiştir" sözünü söylemiştir. Âşık Nesimi Çimen'in kayınbabası olan Cafer Baba, sürekli  Mücrimî'nin yanına gelip gitmektedir. Aşık Mücrimî, "Şu diyâr-ı gurbet elde" adlı ünlü şiirini Şeyh Hasanlı Cafer Baba'ya verir ve oradan Nesimi Çimen'e geçer. Nesimi Çimen bu deyişi muhabbetlerde okur. Bu muhabbetlere katılan sanatçılar bu deyişi albümlerinde seslendirir; bu eser daha sonra TRT repertuvarına alınır.

 
Âşık Mücrimî kendi döneminde toplumda önemli bir yere sahip olmuştur ve döneminin "7 Hakikatçi Dede"sinden biri olmuştur. 

 

Şiirlerinde Farsça ve Arapça kelimelere, kavramlara gönderme yapsa da genel olarak arı bir dil kullandığını söyleyebiliriz. Karacaoğlan'ın şiirlerinde görüntülenen birçok ifade araştırmaları tarafından düşünülmüş. Bu durum, iki ozanın yakın coğrafyalarda yaşamış olduğu izlenimi yaratır.

 

1970 yılında Mart ayında sarılık hastalığından dolayı hayata veda eden Âşık Mücrimî, arkasında pek çok deyiş bırakmıştır.

 

Mücrimî'nin oğlu merhum Cemal Dede'nin sözleriyle:

"Mücrimî çok şiir yazmış, ama harmanını dağ başına yığmıştır. Rüzgar geldi savurmuş, Anadolu'nun dört yanına götürüyor..."

 

Eğer bu dünyada güzel seversen
Güzel sevenlerin hoş huyu gerek
Asıl güzelleri göreyim dersen
Aslı pâk nesli pâk bir soyu gerek

Güzel odur özü sözü güzeldir
Doğru yürür yolda izi güzeldir
Aşığın maşuğa nazı güzeldir
Zira elîf gibi hûb boyu gerek

Güzel olanlar da bahara benzer
Söylerse sözleri gevhere benzer
Hem yunmuş arınmış tahire benzer
Ol Âb-ı Kevser'de bir suyu gerek

Güzel olan lâl-i mercân incidir
Ne incinir ne kimseyi incitir
Bahçelerde fidanların gencidir
Güzelin Hak için bir râhı gerek

Mücrîmî der güzel olan Allah'tır
Görünmez gözlere sırr-ı penâhtır
Her güzele Allâh demek günahtır
Sultanlar konmaya sarayı gerek

Kaynak: Ulaş Özdemir / Cemal Dede'nin Anlatımı İle

Yazan: Cemâl Dede torunu Muhammed Can


Paylaş

Kommentar schreiben

Kommentare: 0

Yazarlar/Site Yöneticileri

  Ayhan Aydın              Volkan Doğan               Akar Güneş               Umut Gürses             Can Ali Çelik

Paylaş