DİYARBAKIR VALİSİNİN 1835 TARİHİNDE OVACIK ÜZERİNE SEFERİ

 

Aşağıda, 1835 yılında Diyarbakır Valisi olan MehmedReşid Paşa’nın, Çemişgezek ve Ovacık aşiretleri üzerine yaptığı sefer neticesinde kaleme aldığı raporun önce sadeleştirilmiş geniş bir özeti, ardından transkripsiyo- nu ve belgenin orijinal halinin bir kopyası verilmiştir. Belge Başbakanlık Osmanlı Arşivinde, “HAT, Dosya No: 447 ve Gömlek No: 22311 B” koduyla kayıtlıdır.

 

Belgenin Sadeleştirilmiş Geniş Özeti

 

Sultanım Hazretleri

 

Buyrulduğu üzere maslahat merkezi kabul edilen Harput’a, askeri ve ida- ri işleri görmek için Diyarbakır’dan geldim. Hain DucikEkradı bir süredir alışkın oldukları fesat ve melanet ve fukaraya zulüm edip hasar vermekten başka ayrıca Maden’e kömür gelmesini de sekteye uğrattıklarından, onların da tedip ve terbiyeleri icap etmişti. Mevsim de müsait olduğu için, bura- daki mevcut piyade ve süvari alaylarını ve beş bin kadar başıbozuk piyade (milis) ve süvari askeri alınarak bu Ekradın üzerine gidildi. Bunlar işle- dikleri suçun cezasına maruz kalacaklarını anladıklarından mukabeleden kaçınarak Tağar ve civarındaki köyleri terk ederek orman ve dağa kaçtılar. Takip edilerek ele geçirilenler idam ve ortadan kaldırılmak üzereyken sekiz pare köyün ahalisi ve bir kaç reaya karyesi aman dilemiş ve bunlara doku- nulmayarak topluca oradan kaldırılıp Kemah ve Çemişgezek kazalarında iskan ettirilmişlerdir. Ekrad ise eskiden beri sığınak edindikleri Çifte Kale denilen bir yere -ki gayet sarp ve kayalıktır- kaçıp, aşırı ormanlık yerde kale gibi bir kaya üzerinde toplanmışlar ve muharebeye hazırlanmışlardır. Öyle bir yere göz nurumuz askerimizi sürmek caiz olmadığından, evvelce Kars Muhafızı Ahmet Paşa vasıtasıyla toplamış olduğum paralı asker ve başıbo- zuk takımını yürüttüm. Allah’ın yardımıyla bir hamlede kayadan bunları kaldırarak bir miktar can ve kelle aldıktan sonra Ekrad ormana firar etti. Bu ormanlar Allah bilir ki insanın girmesi imkânsız olduğu gibi, bu Ekradın şimdiye değin yaptığı tüm kötülüklerin de, bulundukları coğrafyadan ileri geldiği anlaşılmaktadır. Bunlar ormandan ormana firar ederek nihayet Ducik göbeğinde olan Ovacık denilen yere gittilerse de peşlerinden oraya da gidildi ve çarpışarak bir takım daha can ve kelle alındı. Oradan bile firar ederek daha sarp olan Mercan Boğazı ve Köprü Boğazı(?) denilen yerlere gittiler. Peşlerinden boğaza dahi gidilmiş ise de buralar muharebeye uygun olmadığından, ovada ve ormanda yüz kadar karye/mezra tamamen ateşe verildi. Neticede dört yüzden fazla hain kılıçtan geçirildi ve yüz kadarı da esir alındı. Diğer yandan Ali Bey, Alay Kaimakamı Emin Bey hafif ve di- ğer sekiz nefer daha yaralanmış ve dört nefer de şehit oldu. Kiralık askerin başbuğu Hüseyin Bey ile üç nefer daha Padişahımızın sadakası olmuştur (ölmüştür). Başka kimsenin burnu kanamamıştır. Ducikekradı tabir olu- nan, iki kısım olup, bir kısmı Şeyh Hasanlı ve diğer kısmı Desim Kürdü ise de bu muharebe Şeyh Hasanlı takımıyla vuku bulmuş olduğundan, re- isleri olan Diyap Ağa ve Seydihan ve Keleş ve Kév ağası Hüseyin Ağa isimli hainler sağ ele geçirilip, bunların marifetiyle bir kısım eşkıya daha ele geçi- rilir umuduyla bunlar idam olunmayıp hapsedilmişlerdir. Bunlar ailelerini getirip rehin bırakarak gidip diğer kabile ve yandaşlarını da alıp gelmek ve gösterilecek bir mahalde iskan edilmek şartıyla taahhütte bulunmuşlardır. Diğer haşere başı olan Xeyroğlu/Xiroğluile yeğeni hainler ise kazığa vuru- larak cezalarını bulmuşlardır. Ekraddan, boğazın öbür yanındaki Erzurum kazalarıyla Maden kazalarından olan Kemah ve Gercanisv.s. kazalarına fi- rar eden,yahut oralardan zahire almaya giden olursa, kendilerine asla zahi- re verilmemesi ve derhal tutuklanmaları için Erzurum Valisi Esad Paşa’ya v.s. ayanlara etraflıca yazılmıştır. Söz konusu ekradın ormandan çıkıp sağa sola sarkıntılık etmemesi için Tağyar karyesiyle Diyab’ın karyesi olan Sab- yar(?) karyesine ve gerekli diğer yerlere üçer-dörder yüz kişi, paralı piyade ve süvari tayin edildi. Fakat vakit olursa söz konusu orman yollarının sağı ve solu birer kurşun menzili kadar kesilip ateşe verilirse ve yollar temizle- nirse, asker, top ve mühimmat nakli sırasında kolaylık sağlanacağı ve Ekrad bu işi anladığı zaman da kanımca artık ormana savuşamayacak ve naçar halde teslim olacaktır. Böylece bu kabilenin verdiği gaile bertaraf olacaktır. Fakat zikrolunan Desim takımı kalmış olacağından, onların da şimdilik bir saldırganlığı görülmediğinden, Allah’ın izniyle baharda onarlın da icabına bakılması lazım gelecektir. Ferman sizindir.

 

1 Kasım 1835

 

(Mühür) MehmedReşid

 

 

Belgenin Transkripsiyonu

 

Devletlüinâyetlüatûfetlüübbehetlüre’fetlüveliyyü’n-ni‘ambehiyyü’ş-şi- yem efendim sultânım hazretleri;

 

Ma‘lûm-ı âlî-i mün‘imâneleri buyurulduğu vechileHarbrut merkez-i maslahat ittihâz olunduğundan levâzımât-ı şitâ’iyenintanzîmi ve asâkir-i munzama-i şâhâneyedâ’ir ve sâ’ir maslahatların dahi rü’yet ve tetmîmi zım- nında Diyarbakır’dan avdet ile Harbrut’a gelinmiş ve sâye-i mekârim-vâ- ye-i cenâb-ı mülûkânedetakrîr-i maslahat usûlünekonulmakda bulunmuş ise de beyândanâzâde olunduğu üzreDücikekrâdıhavenesinin bir müddet- denberüme’lûf oldukları fesâd ve mel‘anet ve fukarâ ve zu‘afâyaderkâr olan zulm ve hasâretlerinden başka Ma‘âdin-i Hümâyûn’un kömür maslahatı- na dahi gûnâgûn sekte îrâsınacesâretleri cihetiyle sâye-i şâhânede anların dahi te’dîb ve terbiyeleri îcâb etmiş ve vaktin dahi müsâ‘adesi bulunmuş olduğundan burada mevcûd olan Hâssa-i hazret-i şâhâne Piyade ve Süvari alaylarını ve beş bin kadar başıbozuk süvari ve piyade askeri alınarak müs- teniden bi-inâyeti’llâhite‘âlâ hareketle ekrâd-ı merkûme üzerine varılmış idi. merkûmlarmürtekib oldukları mel‘anetin seyyi’esinedûçâr olacaklarını derk ederek öyle her bir mahalde mukâbeledenihtirâzen evvel emirde sınur başında gibi olan Tağar karyesiyle sâ’ir orada olan bir takım karyelerini terk ile orman ve dağa firâr etmiş olduklarından bi’t-ta‘kîb ele geçurilenleri‘dâm ve izâle olunmak üzre iken sekiz pâre karye ahâlîsi ve birkaç re‘âyâ karye- leri istîman etmiş ve binâ’en-aleyh bir şey denilmeyerek cümlesi kaldırılup Kemah ve Çemişgezek kazâlarında iskân etdirilmiş olup ekrâd-ı merkûme evvel emirde öteden berü tahassun-gâh edindikleri Çifte Kal‘ata‘bîr olunan mahal ki gâyet sarp ve sengistân ve pek aşuru ormanlık yerde kal‘a gibi bir kaya üzerinde tecemmu‘ eyleyerek muhârebeye durmuş olduklarından öyle mahallere nûr-ı bâsıra-iibtihâcımız olan asâkir-i muntazamayı sür- mek gayr-i câ’iz olduğundan mukaddemce Kars muhâfızısa‘âdetlüAhmed Paşa kulları tarafından ulûfelü olarak celb etmiş olduğum icâre askeriyle sâ’ir başıbozuk takımına yürüdülüşetdirilerekavn ü ihsân-ı Hazret-i Bârî ve yümn-i teveccühât-ıcenâb-ı şehriyârî ile zikr olunan kayadan bir ham- lede kaldırılarak bir takım dil ve kelle alındıkdan sonra ekrâd-ı merkûme ormanlara firâr etmiş olup bu ormanlar Hudâ bilir ki görülmüş şey olma- yarak şöyle ki âdem girmek muhâl gibi olduğundan ya‘niekrâd-ı merkûme- nin şimdiye kadar etdiklerifesâd ve habâset bütün bütün yerlerine istinâd- larındanîcâb etmiş olduğu anlaşılmışdır. merkûmlar ormandan ormana firâr ederek nihâyet asıl Dücik’in göbeği olan Ovacık nâm mahalle gitmiş iseler de verâlarından oraya dahi gidilerek tekrârenmuhârebeyemübâşe- ret birle li’llâhi’l-hamd bir takım dil ve kelle dahi alınmış ve oradan dahi firâr ile zikr olunan mahallerden ziyâdesa‘b ve sarb olan Mercan Boğazı ve Köprü Boğazı(?) ta‘bîr olunan yerlere gitmiş ve sâye-i şâhânedezikr olunan boğazlara dahi girilüp mümkün olabildiği mertebe ormanlardan çıkarılmış ise de muhârebe olunacak mahaller olmadığından ve sâye-i adâlet-vâye-i mülûkânede oldukça hadlerini dahi bilmiş olduklarından ovada ve orman- da olarak bir yüz kadar karyeleri bütün bütün ateşe urularak oradan avdet olunmuş olup işte bu maddede bir dört yüzden mütecâvizhavene süngü ve kılıçdan geçirilmiş ve bir yüz kadarı dahi tutulmuş ve berütarafdan Ali Bey, Alayı Kâ’immakâmı Emin Bey kulları cüz’iyetçe ve diğer sekiz nefer-i Hâssa dahi pârelenüp dört nefer dahi şehîd olmuş ve sâlifü’z-zikricâre askeri baş- buğu Hüseyin Bey ile diğer üç nefer dahi ser-şevket-efser-i hazret-i şâhâne- ye sadaka olarak sâ’ir bir kimsenin burnu kanamamışdır. Beyândanâzâde olduğu üzreDücikekrâdıta‘bîr olunan iki kısım olup bir kısmı Şeyhhasanlu ve diğer kısmı Desim Kürdü ise de işbu muhârebe Şeyhhasanlu takımıyla vukû‘ bulmuş olduğundan sergerdeleri olan Diyab Ağa ve Seydihan ve Ke- leş Ağa ve Kavi(Kév) ağası Hüseyin Ağa nâmhâinlerhayyen ele getürülüp bunların ma‘rifetiyle bir takım eşkiyâ dahi ele getürulurhulyâsıylai‘dâmo- lunmayup tomruğa urulmuş ve evlâd ve iyâllerinigetürüprehn bırakarak kendülerigidüp kâffe-i kabîle ve ta‘allukâtını alarak gösterilecek mahalde is- kân etmek şartıyla sahbetolunmakda bulunmuş ve diğer ser-firâz-ı haşerât olan Hayroğlu/Hiroğlu ile yeğeni hâinlerdarb-ı evtâd-ı siyâsetlecezâlarını bulmuş olup zikr olunan boğazların öte tarafı Erzurum Eyâletikazâlarıyla- Ma‘denkazâlarındansâlifü’l-beyân Kemah ve Gercanis ve sâ’irkazâlar oldu- ğundan ekrâd-ı merkûmeden oralara firâr edenler ve yâhûdzahîre almaki- çün gidenler olur ise bir dâne zahîreverilmeyüp derhâl tutulması Erzurum vâlîsiatûfetlü Esad Paşa bendelerine beyân ve işâr ile sâ’irkazâa‘yânlarına dahi bi’l-etrâf yazılmış ve bu cihetle havene-i merkûmenin oralara dahi gi- dememesi sûretlerine teşebbüs olunmuş ve ekrâd-ı merkûme ormandan çıkup öteye berüye bir gûnesarkındılık edememek içünsâlifü’z-zikrTağar karyesiyle merkûmDiyab’ın karyesi olan Sabyar(?) karyesine ve sâ’iriktizâ eden mahallere üçer dörder yüz aylıklu piyade ve süvari ta‘yîn ve ikâme kılınmış olup fakat vaktin müsâ‘adesiolubda şu zikr olunan ormanlar yolla- rının yemîn ü yesârı birer kurşun menzili kadar kırdırılup ateşe urulduğu ve yollar ol vechiletathîrolunub da hîn-i iktizâda asker ve top ve mühimmât sevkinde suhûlet hâsıl olduğunu ekrâd-ı merkûme derk ve iz‘ânetdiğisûret- dezann-ı âcizâneme göre artık ormana dahi sağışamayaraknâ-çârdehâlet edecekleri ve ol vechile şu kabîleningâ’ilesiber-taraf olarak fakat zikr olu- nan Desim takımı kalmış olacağından ve anların şimdilik bir gûne tasallut ve mel‘anetleri olmadığından bi-mennihîte‘âlâ evvel bahârda onların dahi bir sûretine bakılmak lâzım geleceği muhât-ı ilm-i âlî-i mün‘imâneleribu- yuruldukda ol bâbda ve her hâlde emr u fermân hazret-i men lehü’l-em- rindir.

 

Fî 10 Receb sene [12]51 [1 Kasım 1835] (Mühür) MehmedReşid 

Dr. Mehmet YILDIRIM


Paylaş

Write a comment

Comments: 0

Yazarlar/Site Yöneticileri

Mehmet Yıldırım           Ayhan Aydın              Volkan Doğan               Akar Güneş               Umut Gürses             Can Ali Çelik

Paylaş